EYLÜL YAĞMURU 7. BÖLÜM
Muhammed Cemil Cömert

Muhammed Cemil Cömert

İrfan Meclisi

EYLÜL YAĞMURU 7. BÖLÜM

11 Mart 2019 - 10:25

Doktorun sözünü ettiği kişi içerde ve yüksek sesle Alper’e bir şeyler anlatıyordu, Alper’in neden sinirli bir şekilde cevap verdiğini anlayabiliyorum, adam son derece titiz Alper ise o kadar dağınık bir hayat sürdürüyordu, çok hararetli bir tartışma ortamı olmaya başlamıştı.Sesleri bütün klinikten duyuluyordu.

Hararetli başlayan tartışmalar Alper’in dışarı çıkması ile son bulacağı bir sırada kapıdan çıkarken;

--O hoş geldiniz neden beni aramadınız? dedi hiç bozmayarak.

--Alper bu o mu?

--Hım kim omu? üstat ne diyorsun Allah aşkına?

--Yani dün sözünü ettiğin hoca omu?

--Canı cehenneme evet o

--Ne oluyor Doktor

--Hani sözünü çok ediyordum ya, yani çok kulaklarını çınlatıyordum

--Evet Doktorcuğum.

--İnan senin hatırın olmasa hiç çekilecek bir adam değil bu.

--Abartma Doktor, huyundur her şeyi abartıyorsun

--Bahsettin mi bizden Doktor?

Evet dercesine başını salladı Doktor, Aysel’e baktığımda üzerinde yine durgun bir hal vardı, artık çözemiyordum ve bir an önce bu içinde bulunduğum kâbus gibi günden kurtulmanın yollarını arar gibi boş bakışlarla pencerenden dışarıyı seyrediyordum ve dayanacak gücüm kalmamış gözlerim uykusuz geçen günlerin ardından kızarmaya başlamıştı bu arada Doktor bizi çağırıyordu, Aysele cesaret verircesine sıkı,sıkı elini tutuyordum

--Artık sonuna geldik Aysel kâbus sona erecek her şey bu kapının arkasında hazırmısın?

--Ne olur elimi bırakma Atilla ne olur beni yalnız bırakma

--Buradayım ve yanındayım sen hiç merak etme

--Üstat hadi sizi bekliyorlar çabuk olun

--Geliyoruz Doktor geliyoruz

Tedirgin bakışlarla içeri girdiğimizde Alper’in masasında orta yaşlı bir adamın oturduğunu görmüştüm bizi görür görmez
bize döndü ve ;

--Sanırım Alper’in sözünü ettiği kişi siz olmalısınız değil mi?

--Evet hocam ben Alper beyin arkadaşı Atilla
Aysel’i göstererek;

--Güzel kızımızı tanıştırmayacak mısınız?

--Tanıştırayım hocam Alper bey sizden övgü ile bahsetti ve Aysel hanımın hastalığına doğru teşhisi sizin vereceğinizi söyledi ve bize ümit verdi hocam dedim

Aysel’deki değişikliği fark ettiğinde ise kızımızın bu hale gelmesinde rol oynayan sebep sanırım fizyolojik bir ortamdan kaynaklanıyor dediği zaman tekrarladım;

--Evet hocam bu anlattıklarınızı Alper beyde söyledi dedim.

--Hım dersine iyi çalışmış ama her nedende fakültede hiç o kadar çalışkan değildi diye ekledi.

--Ne yapmamız gerekiyor hocam söyler misiniz?

--Yapmanız gereken tek şey birkaç gün misafirimiz olacaksınız

--Nasıl yani? Misafir derken?

--Yani bir müddet hastanede kalmasının kızımızın sağlığı açısından daha iyi olacağı kanaatindeyim.

--Ama hocam bilmediğiniz bir husus var Aysel hanım hakkında

--Ne gibi bir husus mahsuru yok ise anlatır mısınız?

--Hocam isterseniz Aysel’i biraz dışarı çıkarabilir miyiz?

Doktor Aysel’e dönerek bizi biraz yalnız bırakabilir misiniz güzel kızım? Dedi.

O sırada kapıda Alper’in belirdiğini görmüştük, Aysel Alper’i görür görmez o doktor gözlerimiz yollarda kaldı neredeydiniz ? özlettiniz kendinizi demişti,doğrusu Alper’i kıskanmaya başlamıştım fakat Aysel’in sağlığı idi önemli olan ve böyle kıskaçlık krizlerine girmenin hiç sırası değildi diye duygularıma gem vurup duruyordum, ama kızmıyor’ da değildim, ulan biz Aysel için çabalıyoruz Aysel ’in yaptığına bak, çatık kaşlarla doktora baktığım sıralarda Aysel hadi dedi doktorcuğum dışarı çıkalım bak bizi burada istemiyorlar diye konuşmaya başlamıştı.

Hoca’ya dönerek;
--Neden bahsettiğime gelince Aysel’in durumu gözler önünde hocam görüyor musunuz? Dedim.

--Evet görüyorum ama dediğim gibi bu burada olacak bir iş değil, bu hal başımıza çok iş açar Atillacığım ve Aysel hanımın geçmiş yıllarda yaşadığı bir olumsuzluğun verdiği bir hal en çok iş sana düşüyor dediğinde korkmaya başlamıştım ve bana dönerek:

--Sence ne olabilir ve geçmişinde ne yaşamış geçmişe dair hiçbir şey anlatmadı mı?

--Aslında diye sözlerime başladım ve ilk tanıdığım günden bu yana neler yaşadığını en ince ayrıntısına kadar tüm detayları ile anlatmaya başlamıştım, anlattıklarımı hayretler içerisinde büyük bir dikkatle dinleyen doktor o gece mezarlıkta yaşananları anlattığım sırada şaşkınlığı bir kat daha artmaya başlamıştı, bütün olanları anlattığım zaman doktor şaşkın bir ifade ile;

--Mezarlıkta yaşananlara şahit oldunuz mu?

--Evet hocam her şeyi gözlerimle gördüm hayretler içerisinde sadece bütün yaşananlara bakakaldım

--Peki saçları o geceye kadar siyah mı idi?

--Evet hocam ne oldu ise o geceden sonra ak pak oldu.

Anlattıklarıma bir mana veremiyordu, doğa üstü güçleri olduğuna inanmaya başlamıştı, bir gecede beyazlayan saçlar, ve kişilik bozukluğu olan birine kimler ve ne yardım edebilirdi diye düşünceler içinde bocalıyordu doktor ama bir yolu olmalı idi eski günlerine ve eski sağlığına kavuşması gerekiyordu ama nasıl, nasıl olacaktı bir mucize olması gerekiyordu diye söylenmeye başlamıştı sözlerini keserek kısık bir ses tonu ile;

--Ama ne?

--Bilmiyorum bilinç altına indiğimizde bütün olanları ve tüm gerçekleri öğrenebiliriz dedi.

--Bilinçaltı mı? Nasıl olacak bu peki?

--Evet bilinçaltına inmemiz gerekiyor ama bu durum beni daha çok endişelendiriyor, aklının bir köşesinde bir yerlerde ağır bir tahribat söz konusu ve kişilik bozukluğu diye nitelendirdiğin şey ise anlamsız korkuları ve bizim için önemli olanda bu Atillacığım anlıyor musun?

--Evet hocam anlıyorum ama sadece anlamaktan öteye bir şey yapamıyoruz ve buda bizi derin bir girdaba sürüklüyor dedim.

Aradan birkaç gün geçmişti ve o gün yine Aysel’in hastanede randevusu vardı ve sabahın erken saatlerinde uzman doktor’un gözü gazetedeki özel bir habere takıldı. Haberde alman asıllı bir kadının yaşadıkları “Savaşta Yaşanan Mucize” başlığıyla duyuruluyordu. Gazetenin iç sayfalarında bu haberin tamamını buldu ve okumaya başladı. Röportajda alman asıllı gencin anlattıkları Aysel’in anlattıklarına çok benziyordu.

Doktor Alper ise önce bu anlatılanlara tesadüf gözü ie bakmaya başlamıştı ki sonra bu düşüncesinden vazgeçti ve bu kadar büyük bir tesadüfün de olamayacağı kafasını kurcalıyordu.
O gün Aysel’e birkaç soru daha soracaklardı ve gazetedeki haberden bahsetmeyeceklerdi bu sağlığı açısından olumlu bir davranış olacaktı diye düşünüyorlardı. Gitgide kendisini de enteresan olayların içine çeken Alper’in merakla beklediği hastasıyla görüşme vakti nihayet gelmişti.



Dün gece izlediği bir filimden etkilenerek baygınlık geçirmişti. Kendine geldiğinde
örümcek ağı ile örülü ve girişinde bir kuş yuvası olduğunu söyleyerek ağlıyordu.
Mağaranın içini buram, buram gül kokuları sarmaya başladığını atlıların mağaraya yaklaşarak çok uzağa gidemezler çok çabuk yakalayacağız gibi tehdit dolu cümleler sarf ediyorlardı, anlamaya başlamıştım gece yarısı izlediği film çağrıdan bir başkası değildi. Hıçkırıklar içinde anlatmaya başlamıştı;

-- Ayıldığımda gül kokularını his edebiliyordum.
--Diz üstü çökerek dua ediyordum, mağaranın içinde iki kişi vardı bir şeyler konuşuyorlardı.
-- Mağara kapkaranlıktı, davudi bir ses duyuyordum ve o konuşurken karanlık olan mağaranın içi ışıldamaya başlamış, başımı kaldırıp baktığımda yüzünün ışıltısından gözlerim kamaşıyordu, sakallarının birkaç teli beyazlamıştı, cümlelerin ahengi o kadar güzel çıkıyordu ki hiçbir ses bu kadar güzel gelmemişti, dizlerinin önüne çökerek ne olur bana dua edin ey sevgili kişi diye yalvarmaya başlamıştım ve mübarek elleri ile saçlarımı okşamaya başlamıştı bu kadar pamuksu bir dokunuş olur mu diye düşünüyordum dedi ve ağlayarak devam ediyordu.
O sırada dedi yıllar önce yazdığım bir şiiri Sevgililer sevgilisinin huzurunda okumaya başladım derken hıçkırıklar içinde şiiri aynı tonla okumaya başladı:

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • durusn kise
    1 yıl önce
    film izliyorum sanki. sanat filmi gibi...yıllardır özlediğim bir yazı olmuş adeta.. başarılar...
  • abdulkerim
    1 yıl önce
    edebiyata olan ilgim sizin sayenizde dahada arttı romanın bütün bölümlerini dikkat ve titizlikle okuyacağım ve şunu unutmayın söz sırası böylesine eşine ender rastlanan bir kaleme okurlarıyla buluşturduğu için sizlere yani www.haber414.com adresini tebrik ediyor başarılarınızın devamını diliyorum
  • Ömer faruk uğur
    1 yıl önce
    merak ettiğim neden kitabınız yok benim bildiğim ilk şiir kitabı yazmışsınız 2. kitabı merakla bekliyorum yani eylül yağmurunu raflarda ki yerinin almasının destekçisi ve takipçisiyim